Depremden kurtarılan çocuklar ‘umut’ olarak araçsallaştırılıyor

img

ANKARA – Depremde kaç çocuk öldüğünün halen açıklanmadığını belirten gazeteci ve çocuk hakları savunucusu Mehmet Onur Yılmaz, yıkımda sorumluluğu olanların hesap vermemek için enkazdan çıkan çocukları “umut” adı altında araçsallaştırdığını söyledi.

İzmir’de yaşanan depremden saatler sonra kurtarılan Elif ve Ayda bebeklerin görüntüleri topluma “umut” olarak sunulması tartışma yarattı. Çocukların ve onları kurtaran ekiplerin görüntüleri ana akım medyada geniş bir yer alırken, kimi alternatif medya organları ve muhalif siyasetçiler de aynı hataya düştü.
 
Gazetecilerin çocuk haberlerini servis ederken eksikliklerini, çocukların yüzlerinin görsel olarak sürekli kullanılmasını ve bu durumun neden olduğu hak ihlallerini gazeteci-çocuk hakları savunucusu Mehmet Onur Yılmaz’la konuştuk. 
 
Yılmaz, söz konusu haberlerin sunumunun etik olmadığını, sorumluların hesap vermemek için çocukları araçsallaştırdığını söyledi.
 
Siyasetçi ve gazetecilerin, çocukları kurtarma haberlerine, sorgulama yapmaksızın katılmasını eleştiren Yılmaz, "Oysaki burada sevinç kervanına katılan kamu otoritesi konumunda olanların, öncelikle binaların neden yıkıldığı, o çocukların neden enkaz altında kaldıkları hakkında konuşmalı. İşi hükümet tarafından tutmaya çalışan medyanın bu sorumluluğu görmezden gelmesine şaşırmıyorum çünkü onlar kendilerini böyle konumlandırıyorlar. Ama bunun dışında kalan herkesin neden sorusunu ısrarla sorması lazım" diye belirtti.
 
ÖNCELİKLİ SORULMASI GEREKEN ŞEY
 
Şuana kadar hayatını kaybedenlerin kaçının çocuk olduğunun açıklanmadığına dikkati çeken Yılmaz, "Ama hayatı kurtarılan iki çocuk medyada göz önüne alınıyor. Sanki depremin olması değil de o çocukların kurtarılması, o binaların yıkılması değil de çocukların ekipler tarafından canlı çıkarılması daha önemli bir haber gibi gösteriliyor. Burada dengesini şaşan bir durum var, elbette bu sevindirici bir şey ama öncelikle sorulması gereken şey bu binalar neden yıkıldı? Binalar yıkılmadan önce neden tedbir alınmadı? Bu depremin geleceği biliniyordu, hiç kimse için sürpriz değildi, sürece bir ‘doğal felaketmiş’ gibi bakmamak gerekiyor" diye konuştu.
 
MUHALEFET TUZAĞA DÜŞTÜ
 
Yılmaz, çocuk hakları konusunda demokrasi güçlerinin yetersiz kaldığını, iktidar sorunu kadar muhalefet sorununun da önemli bir noktada olduğunu dile getirdi. Depremin sonuçlarıyla kendini medyada görünür kılan kişileri eleştiren Yılmaz, şöyle devam etti: "İster muhalefet olsun ister gazeteci kimliği adı altında olsun kabul edilemez. Her toplumsal sorun gibi yine bu işin ağrısını, sızısını çeken çocuklar oldu. Ne yazık ki bu tuzağa muhalefetin de düşüyor olması çok üzücü." 
 
GÖRÜNTÜLER KULLANILMAMALI
 
Gazetecilik açısından kaç çocuğun hayatını kaybettiğinin sorgulanmasının önemine değinen Yılmaz, "Kaç çocuğu yitirdik, bu görünür kılınmalı. Kurtarılan çocukların haberleri elbette önemli ama onların görüntüleri bu kadar hunharca kullanılmamalı. Kurtarıldıkları andan hastanede annesine kavuştuğu ana kadarki görüntüleri bu kadar kolay sahiplenip kullanmamalıyız. Bu görüntülerin kullanılıyor olması hatta çocukların aileleri ile buluştuğu karelerde siyasilerin de o kareye girmeye çalışıyor olması tek kelimeyle mide bulandırıcı" dedi.
 
MEDYA GÖRÜNMEYENİ GÖSTERMELİ
 
Yılmaz, kurtarılan çocukların çok büyük travma yaşadığına ve depreme şahit olan pek çok çocuğun da ruhsal ve fizikken depremin izini taşıyacağını kaydetti. Yılmaz, eleştirilerini şöyle sürdürdü: "Bu travmayı şu anda yaşıyorlar. Onlar için ne yapılıyor? Cevabını bildiğimiz soru; hiçbir şey yapılmıyor. Medya, gazeteci, tam da öbür tarafta kalan görünmeyen, görmezden gelinen ve gösterilmemeye çalışılanları göstermek için olmalı." 
 
ÇOCUKLAR ACİZ DEĞİL
 
Çocukların toplumda "yardıma muhtaç ve aciz" olarak görülmesine değinen Yılmaz, şöyle dedi: "Söz konusu deprem olduğunda zaten böyle bir algı olduğu için bu durumdan kaçmaları söz konusu olmuyor. Ama çocuklar deprem olgusunu anlamak ve anlatmak konusunda en az yetişkinler kadar yetkinler, sadece onlara bu fırsatı vermek lazım. Onlar aciz varlıklar değiller, hepimiz gibi hak sahibi insanlar. Bizle eşit konumundalar bu süreçte onları ihmal etmeme, bu süreci bizimle yaşadıklarının fark edip söz hakkı vermek, hem bu süreci onlar açısından anlaşılır kılmak için yetişkinler olarak üstümüze düşenler var. Bunu anlamak, kavramak ona göre hareket etmek gerekiyor." 
 
SORUMSUZLUK ÖLDÜRÜYOR
 
1999 Marmara, 2011 Van ve 2020 Elazığ depreminden sonra yaşanan sorunların benzer olduğunu vurgulayan Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı: "Sorunların aynısı şimdi İzmir'de yaşanıyor. Sanki kurgulanmış bir oyun tekrar ediliyor ve biz bu kurguda aynı şeyi görüyoruz. Bir şekilde muhalefetin ya da bu konudaki demokratik güçlerin harekete geçmesi, ders çıkarmamız konusunda ne yapılacağı düşünmesi, düşündürmesi lazım. Bir deprem ülkesinde yaşıyoruz ama şunu iyice bilmemiz lazım. Deprem öldürmüyor, sorumsuzluk öldürüyor. Sorumluluk sahibi olanlar sorumluluklarını alana kadar deprem, çocuklar dahil insanları öldürmeye devam edecek."
 
MA / Eylem Akdağ – Emrullah Acar