Tuncel: Cumhur İttifakı'nın tecrit politikasına karşı ses çıkarmalı

img

ANKARA - Yaşanan krizden çıkışın Kürt sorunun çözümü ve tecridin kaldırılmasıyla mümkün olduğunu belirten Sebahat Tuncel, “Herkesin Cumhur İttifakı’nın tecrit ve Kürt karşıtı politikasına karşı ses çıkarması, cezaevlerinden yükselen sese ses vermesi gerekiyor” dedi.

 
PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik ilk olarak 1980 askeri darbesinin yıldönümü olan 12 Eylül 2012’de tüm cezaevlerinde başlatılan açlık grevi eylemi, 68 gün sonra Öcalan’ın çağrısıyla sonlandırıldı. PKK Lideri ile devlet arasında 2 yılı aşkın süren görüşmelerin sonlandırıldığı 5 Nisan 2015 sonrası yeniden ağırlaştırılan tecridin, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından kamuoyunda kaygılara neden olması üzerine 50 Kürt siyasetçi, “Öcalan ile görüşme” talebiyle 5 Eylül 2016’da açlık grevi eylemi başlattı. Kardeşi Mehmet Öcalan’ın, 11 Eylül 2016’da İmralı Adası’na giderek ağabeyiyle yaptığı görüşme sonucunda eylem sonlandırıldı. 
 
İmralı tecridine karşı Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven’in, tutuklu bulunduğu Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 8 Kasım 2018’de başlattığı ve tüm cezaevleri ile dünyanın dört bir yanına yayılan açlık grevi eylemleri, daha sonra ölüm orucu eylemine dönüştürüldü. 200 gün boyunca süren eylem sonucunda, Öcalan’ın avukatları İmralı Adası’na giderek, müvekkilleriyle 5 ayrı görüşme gerçekleştirdi. 
 
İmralı Adası’nda görüşmelerin engellenmesine üzerine 120 cezaevinde süresiz dönüşümlü açlık grevi eylemi başlatıldı. İki kez tecride karşı açlık grevi ile devam eden açlık grevi eylemine katılan Demokratik Bölgeler Partisi önceki dönem Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, tutuklu bulunduğu Kandıra 1 Nolu Cezaevi’nden tecrit ve açlık grevi eylemlerine ilişkin sorularımızı yanıtladı. 
 
 İmralı tecridi ve artan hak ihlallerine karşı açlık grevi eylemleri devam ediyor. Tecritte ısrar ne anlama geliyor? 
 
Tecrit politikalarının son bulması, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü için sevgili Leyla Güven’in öncülüğünde 2018 Kasımı ayında başlatılan süreç, 200 günün sonunda Sayın Öcalan’ın kardeşi ve avukatlar ile yaptığı görüşme sonrası sonlandırılmıştı. Ancak bu süreç uzun sürmedi. Hükümet keyfi uygulamalarla Sayın Öcalan ve arkadaşlarının anayasal hakları yok sayıldı. Bu süreçte bildiğiniz gibi CPT de raporunu açıkladı. Raporda çok net olarak İmralı Adası’nda ‘özel hukuk’ rejiminin devrede olduğu, tecridin işkence olduğu ve bu politikalara son vermesi gerektiği Türkiye hükümetine bildirildi. Ancak hükümet bırakalım İmralı işkence sistemini değiştirmek, bunu derinleştirmeye devam etmektedir. Tüm dünyayı etkisi altına alan pandemi sürecinde Sayın Öcalan ve arkadaşlarından, ailesi, avukatları ve kamuoyu hiçbir haber alamamaktadır. Hükümet tüm çağrılara kulak tıkamaktadır.
 
Tüm bu yaşananlar karşısında cezaevlerinde Sayın Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanması, Türkiye’nin Kürt karşıtı politikasına, işgal politikalarına son vermesi, Kürt halkına, kadınlara, demokratik muhalefete yönelik, gözaltı tutuklama baskı politikalarına son vermesi ve pandemi sürecinde cezaevinde askıya alınan hakların uygulanması talepleriyle yeniden süresiz dönüşümlü açlık grevleri başladı. Cezaevlerindeki bu direniş aslında Türkiye’de tıkanan siyasetin önünün açılması, demokrasi ve özgürlük mücadelesinin gelişimi açsından da önemli diye düşünüyorum. Ancak Cumhur İttifakı her yerde olduğu gibi, cezaevlerinde de baskı ve zor politikalarını devreye koymaktadır. Tutsakların hak ve özgürlük talepleri yok sayılmaktadır. Hak taleplerine disiplin cezaları ile karşılık verilmektedir. Bulunduğumuz cezaevinde de açlık grevine giren tüm arkadaşlara disiplin cezası veriliyor. Ayrıca son bir yıldır pandemi bahanesiyle tüm ortak etkinlikler askıya alınmış durumda. Aslında İmralı’da uygulanan tecrit politikası şuan tüm cezaevlerine yayılmış bulunmaktadır. Yine kitap sınırlandırması, Yen Yaşam Gazetesi’nin verilmemesi ve birçok kısıtlama devam etmektedir.
 
Bir diğer talep ise cezaevlerinde artan hak ihlallerinin sonlandırılması. Bulunduğunuz cezaevinde ne tür ihlaller yaşanıyor, tutuklular açısından nasıl bir süreç yaşanıyor?
 
Evet, sizin sorularınıza da grevde iken cevap veriyorum. Bu süreç bir direniş ve mücadele süreci olması itibariyle genel olarak arkadaşlarımızın moralleri yüksek. Belirttiğim gibi pandemi bahanesiyle bir araya gelemiyoruz. Birbirimize yüksek sesle bağırarak iletişim kurabiliyoruz. Cezaevi idaresi de pandemiyi bahane ederek, grevdeki arkadaşların sağlık durumunu takip etmiyor. Tansiyon, şeker vb. ölçümler yapılmıyor.
 
Tecridin cezaevlerine yansıması ne oluyor?
 
 
Devletin toplumda ki yansıması saf şiddettir. Kutuplaştırıcı dayanışmayı ortadan kaldıran, bireyi, kadınları, halkları ayrıştırarak, yalnızlaştırarak, teslim alarak, kendisine biat ettirmek isteyen bir politikayı, günlük uygulamalarında siyasi söylemlerde de görüyoruz.
 
Sizin de belirttiğiniz gibi İmralı da uygulanan tecrit ve izolasyon, sadece cezaevlerine değil, aslında tüm Türkiye’ye yayılmış durumda. Tabi ki cezaevleri bunu daha derinden yaşıyor. Devlet zihniyetinin baskı ve zor politikalarını devletin denetiminde olduğu yerlerde daha net görüyoruz. Yasakçı, baskıcı, çıplak bir şekilde bu yerlerde çok net görülüyor. İnsan hak ve özgürlükleri, demokratik hukuk düzeni, düşünce ve ifade özgürlüğünün iktidarın insafına bırakıldığı, toplumun denetiminden uzak yerler cezaevleri. Devletin tüm politikası teslim almak, iradesizleştirmek üzere kurduğu bu mekanlarda insanın her gün iradeli bir mücadele veriyor. Aslında bu politikalar sadece cezaevleri ile sınırlı değil, iktidarın aygıtları devletin tüm baskı ve zor araçlarını başta özgürlük güçleri, toplumsal muhalefet olmak üzere tüm topluma yaymakta, toplumu koşulsuz itaat etmeye zorlamaktadır. İtaat etmeyenlere de baş eğdirmeye, diz çöktürmeye çalışmaktadır. Şuan devletin toplumda ki yansıması saf şiddettir. Kutuplaştırıcı dayanışmayı ortadan kaldıran, bireyi, kadınları, halkları ayrıştırarak, yalnızlaştırarak, teslim alarak, kendisine biat ettirmek isteyen bir politikayı, günlük uygulamalarında siyasi söylemlerde de görüyoruz.
 
DTK Eşbaşkanı Leyla Güven öncülüğünde 200 gün süren eylemler sonucunda avukatları Öcalan ile 5 ayrı görüşme gerçekleştirse de yeniden engellemeler başladı. Gelinen aşamada yeniden açlık grevleriyle cezaevleri nasıl bir mesaj veriyor? 
 
Kürt halkının eşitlik, özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesinde cezaevleri her dönem önemli bir yer tutmuştur. Kürt siyasi tutsaklar cezaevlerinde de direniş ve mücadeleyi esas alarak, Kürt halkının özgürlük mücadelesine katkıda bulunmuşlardır. Kısacası her dönem cezaevleri dünyada, Türkiye’de yaşanan toplumsal, siyasal ekonomik vb. sorunlara ilişkin, ilgili ve duyarlı olmuş ve bu konuda koşulları oranında müdahil de olmuştur. Şimdi de Türkiye’deki siyasal toplumsal gelişmelere karşı, yaşanan savaş politikalarına, tecrit politikalarına karşı durması, ses çıkarması anlaşılır bir durumdur. Cezaevlerindeki siyasi tutsakları hem izolasyon politikasını, Türkiye’deki siyasi ve ekonomik krizin temel nedeni olarak ele almaktadır. Bunun içinde Sayın Öcalan ile yürütülen diyalog ve müzakerenin yeniden başlamasının, Sayın Öcalan’ın sesinin toplum tarafından duyulması, toplumsal ve siyasal sorunlara ilişkin görüş ve önerilerinin kamuoyunun yansıması, toplumsal barış için, bir arada yaşam için, adalet ve özgürlük için önemli olduğunun altını çiziyor. O nedenle demokrasi ve özgürlüklerden yana olan, hak ve özgürlük talebi olan, adalet isteyen herkesin Cumhur İttifakı’nın tecrit ve Kürt karşıtı politikasına karşı ses çıkarması, cezaevlerinden yükselen bu sese ses vermesi gerekiyor.
 
Tecridin bugünün Türkiye’sinde yaşanan sorunlar ve siyasal atmosferi konusunda bağlantısını nasıl kuruyorsunuz?
 
21. yüzyılın şafağında, Ortadoğu’da ve dünyada yaşanan siyasal ve toplumsal gelişmeler, Türkiye’deki rejim krizi, iktidardakileri bir yol ayrımına getirdi. Demokrasi ve özgürlükleri, barışı geçiştirecek demokratik bir süreç inşasına yönelmek yerine; tekçi, otoriter, baskıcı, faşizan bir yola girdi. Ve ittifak ortaklarını da buna göre belirledi. Bu politikasının merkezine de Kürt karşıtlığını koydu. 2015 yılında Dolmabahçe de açıklanan deklarasyonun yok sayılması ve masanın devrilmesi de bu politik tercihle ilgilidir. İktidarın bu yönelişi demokratik siyaset alanının baskı altına alınmasına ve Kürt halkının tüm kazanımlarının gasp edilmesine, Kürtlerin kitlesel olarak toplama kamplarına dönüştürülen cezaevlerine konmasına neden oldu. Bu süreç tabi ki sadece Kürtlerle sınırlı kalmadı. Kayyım politikası iktidarın temel politikası haline geldi. En son Boğaziçi Üniversitesi’ne kayyım rektör atanması örneğinde yaşadığımız gibi.
 
 
 Tüm bu gelişmelere baktığımızda bile Kürt sorunun demokratik ve barışçıl çözümünün ne kadar acil ve öncelikli bir gündem olduğunu görürüz. Bu açıdan da baktığımızda tecrit ve izolasyon politikasının kırılması, demokrasi, barış ve özgürlüklerin önünün açılması, Türkiye’de demokratik cumhuriyetin inşası açısından ne kadar kritik önemde olduğu anlaşılacaktır.
 
Türkiye’deki bu yönelim ile birlikte kapitalist sistem yapısal krizinin de derinleşmesi, kapitalizmin sonunun geldiği tartışmalarının yürütüldüğü, ekonomik ve ekolojik krizin derinleşmesi durumu daha da ağırlaştırdı. Koronavirüs nedeniyle yaşanan pandemi süreci, iktidar tarafından bir fırsata dönüştürülerek, toplumun baskı altına alınması ‘Hayat eve sığar’ sloganı adı altında toplumsal muhalefeti kapalı mekanlara, evlere kapatmaya çalıştı. Kapitalist dünyanın bir parçası olan Türkiye’de de ciddi yapısal bir kriz yaşanmakta olduğunu ve bu krizin her geçen gün derinleştiği herkes tarafından görünmektedir. Faşist Cumhur İttifakı Türkiye’deki bu sistem krizini tekçi, cinsiyetçi, milliyetçi, dinci otoriter bir başkanlık sistemi inşa ederek aşmaya çalışıyor. En son Cumhurbaşkanının “yeni anayasa” çıkışı da 2’nci Cumhuriyetin anayasal güvenceye alınması hedefidir. Tüm hak ve özgürlüklerin askıya alındığı, var olan demokrasi kırıntılarını da ortadan kaldırıldığı, toplumsal muhalefetin, özellikle Kürt muhalefetinin baskı altına alındığı, kadınların tüm kazanımlarının ortadan kaldırılmaya çalışıldığı faşizm koşullarında, demokratik, katılımcı ve özgürlükçü bir anayasanın yapılmayacağını herkes biliyor aslında. Tüm bu gelişmelere baktığımızda bile Kürt sorunun demokratik ve barışçıl çözümünün ne kadar acil ve öncelikli bir gündem olduğunu görürüz. Bu açıdan da baktığımızda tecrit ve izolasyon politikasının kırılması, demokrasi, barış ve özgürlüklerin önünün açılması, Türkiye’de demokratik cumhuriyetin inşası açısından ne kadar kritik önemde olduğu anlaşılacaktır.
 
 Tecridin kaldırılması Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından nasıl bir öneme sahip?
 
Uluslararası bir komplo ile Türkiye’ye getirilen Sayın Abdullah Öcalan 22 yıldır İmralı Ada Cezaevi’nde ağır tecrit koşullarında bulunmakta. 2011 yılından bugüne de bu ağır tecrit mutlak tecride dönüştürülmüştür. Uluslararası komplo ile bir yandan Kürt Türk çatışması derinleştirilmek istenmiş, diğer taraftan Kürt halkının eşitlik, özgürlük mücadelesi bastırılmak istenmiştir. Ancak Sayın Öcalan’ın komplonun hedefine dair öngörüleri ve bu komployu boşa çıkarmak için ortaya koyduğu çaba, mücadele komplocuların amacına ulaşmasını engellemiştir. Bugün Sayın Öcalan’ın görüş ve düşünceleri, dünyanın pek çok yerinde akademisyenler, sendikalar tarafından tartışılmaktadır. Yine Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü için çabası ve emeği de bilinmektedir. Özellikle ‘çözüm süreci’ olarak adlandırılan diyalog sürecinde de Sayın Öcalan’ın hem Kürt sorununa hem ekoloji hem kadın sorununa ilişkin görüşleri ve önerileri sadece Kürtler tarafından değil, demokrasi, eşitlik, özgürlük ve barış talebinde bulunan kişi ve çevreler tarafından da dikkatle takip edilmiştir. Ki bu süreçte Türkiye de düşünce ve ifade özgürlüğü başta olmak üzere hak ve özgürlüklerin kullanılabildiği, insanların kendisini güvende hissettiği, geleceğe de güvenle baktığı bir süreç olmuştur.
 
 
Sürecin sonlandırılmasının Türkiye’yi ne hale getirdiğine de hep birlikte tanıklık ettik. Bu krizden çıkışın yolu Kürt sorunun çözümünden, Kürt sorunun çözümü de Sayın Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanarak toplumla bağının kurulması ve müzakerelerin başlamasından geçer.
 
Dolmabahçe Mutabakatı’yla diyalog sürecinin müzakereye evrilmesi konusunda toplumda büyük bir beklenti oluşmuşken, AKP’nin masayı devirmesi ve diyalog sürecini sonlandırması, Türkiye’de yaşanan rejim krizini daha da derinleştirmiştir. 15 Temmuz darbe girişimi de bahane edilerek demokratikleşme ve barışa dair tüm çalışmalar rafa kaldırılmış, Türkiye bir karanlığa sürüklenmiştir. Türkiye’nin içine girdiği ekonomik ve siyasi krizi, İmralı’da devreye konulan tecrit politikalarından bağımsız ele alamayız. İmralı’da devreye konan ve onun etrafında geliştirilen tekçi, kutuplaştırıcı, cinsiyetçi, milliyetçi çizgi, bugün tüm Türkiye’yi esir almış durumdadır. Diyalog ve müzakere sürecinde halkların kardeşliği ve barışı demokrasi ve özgürlüklerin gelişiminde sadece Kürtlerde değil, tüm Türkiye halklarında büyük umut yaratmıştır. Sürecin sonlandırılmasının Türkiye’yi ne hale getirdiğine de hep birlikte tanıklık ettik. Bu krizden çıkışın yolu Kürt sorunun çözümünden, Kürt sorunun çözümü de Sayın Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanarak toplumla bağının kurulması ve müzakerelerin başlamasından geçer.
 
Tecridin kaldırılması için kimlere, nasıl sorumluluklar düşüyor?
 
Tecridin kaldırılması için herkese görev düşüyor. Demokrasiden, özgürlüklerden, barıştan ve adaletten yana olan herkese görev düşüyor. Türkiye’deki bu gidişattan rahatsız olan, halkların eşitliği ve kardeşliğine, bir arada yaşamaya inanan herkesin bu sürece katılması gerekir.
 
MA / Diren Yurtsever
 

Diğer başlıklar

01/03/2021
23:10 MEB’den yüz yüze eğitime ilişkin açıklama
21:40 ‘Herkes İçin Adalet’ kampanyası kapsamında ziyaretler sürüyor
21:22 Koronadan 69 kişi daha hayatını kaybetti
20:32 Erdoğan: Yeni kontrollü normalleşme sürecini başlatıyoruz
19:55 Akademisyenler, Bulu'nun atanmasının iptali için Danıştay’a başvurdu
19:48 1938 Tertelesi’nde doğan Hasan Genç yaşamını yitirdi
18:19 Öztrak: Esnafın çığlığı Sarayın organize çığırtkanlığını bastırdı
17:43 Çizgi roman GOG’un Mart sayısı çıktı
17:36 Siirt’te 3 kişiyi öldüren kişinin kimliği belirlendi
17:26 TJA: Buradayız, bir yere gitmiyoruz
17:11 Ataşehir Belediyesi’nde sözleşme imzalandı
17:03 Kılıçdaroğlu’nun kardeşi HDP önüne getirildi
16:40 Esnaf faturaları ‘uzaya’ gönderdi
16:18 Siirt’te silahlı kavga
16:15 HDP PM üyesi İdiğ serbest bırakıldı
15:56 Zor günler geçiren müzisyenler için iktidara seslendi
15:47 Müjdat Gezen ile Metin Akpınar'a beraat
14:38 Kadınlar 8 Mart’a hazırlanıyor: Özgürlükten vazgeçmiyoruz
14:38 Meslek örgütü ve sendikalı kadınlar: 8 Mart ücretli izin günü olsun
14:18 Asker kurşunuyla yaralanan genç taburcu oldu
13:44 Akademisyenlerin nöbeti 58’inci gününde
13:30 Diyarbakır Barosu: Kadın şiddetinin faili adli mercilerdir
13:04 DAKP 8 Mart startını verdi: Eril iktidarın sonu gelecek
12:54 Erkek şiddeti: İki kadın ağır yaralandı
12:35 Hakkari’de eylem ve etkinlik yasağı uzatıldı
12:25 'Kürt Yayıncılığında Dergicilik' tartışılacak
12:11 MEBYA-DER yöneticileri 3 gündür gözaltında tutuluyor
12:02 Yeni Yaşam Kadın Eki 8 Mart temasıyla çıktı
11:50 Dersim’de 8 Mart startı verildi
11:50 HDP Kadın Meclisi'nden 8 Mart eylem programı
11:37 Sancar: En büyük arayışımız adalettir
11:28 Nusaybin’de saldırıya uğrayan iş insanı öldü
11:03 Günay: Öcalan’ın çözüm iradesine ve tutsaklara ses verilsin
10:57 Elçi cinayeti raporunu hazırlayan üniversiteden iddianameye tepki
10:12 Cinayet faili 3 kişi tutuklandı
09:36 Açlık grevi 95’inci gününde
09:18 Doğalgaza yüzde 1 zam
09:17 ‘İçimde yaşayamadığım çocukluğun hüznü var’
09:08 Çıplak aramaya suç duyurusu
09:08 Kayyım işçilerin yemek ücretlerini 3 aydır ödemiyor
09:07 Tahmaz: Garê Kürt sorununun çözümsüzlüğünün sınırını gösterdi
09:07 Engel tanımayan iki kadın
09:06 Ben û Senli kadınlar: Aç kalalım ama evimiz yıkılmasın
09:06 Gazeteci Kaya: Garê korku psikolojisini dağıttı
09:05 Bartan’ın ailesi: Gözleri kapalı, elleri kelepçeli Türkiye’ye teslim edildi
09:05 Ataerkil yasağa kadınca çözümler
09:00 01 MART 2021 GÜNDEMİ
28/02/2021
23:26 Zırhlı araç çocukları ezmeye çalıştı
22:10 Polis baskınında bir kadın bebeğini düşürdü
21:57 Mardin'de gözaltına alınan 4 kişi serbest bırakıldı
19:12 Son 24 saatte 66 kişi daha hayatını kaybetti
18:50 CHP Denizli milletvekili istifa etti
18:32 Maltepe Belediyesi işçileri imzalanan sözleşmeyi tanımadı
17:54 HDP PM üyesi İdiğ gözaltına alındı
16:29 Silivri'de iki kadın öldürüldü
14:48 Roboski Katliamı'nın üzerinden 110 ay geçti
14:26 Til Temir’de Rus helikopteri düştü
13:41 HDK Yaşar Kemal’i andı
13:40 Kayyım 20 yıllık ağaçları kesti
13:17 Yaşar Kemal'siz 6 yıl: Her çiçeğin bir rengi bir kokusu var
13:05 HDP: Türkiye’nin tek çıkışı Dolmabahçe Mutabakatı’dır
10:50 Kızıltepe ve Nusaybin’de ev baskınları
10:49 Bir dakikalık saygı duruşu da fezleke gerekçesi
10:46 Palme cinayeti neden Kürtlere yıkılmak istendi?
09:41 50 Kürt yazar Antolojiya Çîrokên Mezopotamyayê kitabında buluştu
09:35 Heftanîn’de 1 korucu öldü
09:08 Açlık grevi 94’üncü gününde
09:07 Kimse bir poşete ne kadar vergi ödediğini bilmiyor
09:07 Ünsal: 28 Şubat aktörleri yeniden sahnede
09:06 Trump’ın Erdoğan’a gönderdiği mektup 'örgüt propagandası' sayıldı
09:06 Uca’dan baskı ve yasak yanıtı: Yenilmeye mahkumsunuz
09:05 Çıplak aramaya karşı çıkan 5 tutuklu darp edildi
09:05 Açlık Grevlerini İzleme Koordinasyonu: Talepler karşılanmalı
09:05 Toplumsal refahın sırrı: Kadının ekonomiye katılımı
09:04 Eliaçık: 28 Şubat zihniyeti devam ediyor
09:04 Mazgirt’te dağ keçilerinin sayısı 10’a indi
09:04 Kürt sorununda çözümün reçetesi: Dolmabahçe Mutabakatı
09:03 Biçilen rollere direnen bir ses: Dengbêj Sîsê
09:00 1919’dan 2021’e jin jiyan azadî!
09:00 28 ŞUBAT 2021 GÜNDEMİ
27/02/2021
22:49 Mardin’de bir kadın gözaltına alındı
22:43 Sancar: Türkiye'de 28 Şubat zihniyeti devam ediyor
22:26 Gergerlioğlu’ndan çıplak aramaya ilişkin belgeli paylaşım
21:15 Nevşehir’de kadın katliamı
20:31 Kovid-19’dan vefat sayısı 28 bin 503’e yükseldi
20:08 İHD 28 yıl önce katledilen Can ve Kaya'yı andı
18:15 Siverek’te asker ile köylüler arasında kavga: Bir kadın darp edildi
15:14 Yüz yüze eğitim başlamadan bir gün ertelendi
14:59 Kılıçdaroğlu'na linç girişiminde 21 kişi hakkında daha dava açıldı
14:56 İHD'den hasta tutuklular için yetkililere çağrı
13:48 Mithat Sancar Avrupa Yeşiller heyetiyle görüştü
13:24 MEBYA-DER’de 7 saatlik arama: Resmi belgelere el konuldu
13:15 Kayıp Aydınlar’ın annesi: Çocuğuma doyamadım
12:28 Hasta tutuklular Güneş ve Oğur için tahliye çağrısı
12:11 Karakola çağrılan korucubaşından 26 yıldır haber alınamıyor
11:45 HDP kampanya afişlerine dönük engelenmeyi Soylu'ya sordu
10:47 Ankara'da SMA hastalığı için ücretsiz test yapılacak
10:40 Açlık grevi 93’üncü gününde
10:31 Eski kayyım Yaman’a ‘görevi ihlal’ soruşturması
09:32 IPPNW: Garê’de uzman ekip inceleme yapmalı